Modern Polisiye Seti

108,00 

blank   4 İş Günü İçinde Kargoya Verilir.

blank  120 TL Ve Üzeri Alışverişlerinizde Ücretsiz Kargo

 
Stok kodu: Orhan T. Özdemir Set Kategoriler: Etiketler:
Bu Üründen Toplam: 0 Ad. Satıldı

Agatha Christie’nin Günlüğü

Warner Bros film şirketi. Los Angeles’li bir medyumla bağlantı kurar. Medyumun söylediği: Agatha Christie ‘nin İstanbul’a geldiği yıllarda Pera Palasta kaldığı 411 nolu odanın kapı arkasında döşemeye gömülü bir anahtarın olduğudur.

Seans sonunda, kapı ardında medyumun dediği böyle bir anahtar gerçekten de bulunur. Medyum bu anahtarın aracılığı ile Agatha Hanım’a ait bir memoranduma erişileceğini ve Agatha’nın merak edilen kayıp on bir günlük sırrının bu hatıratta açıklandığını söyleyecektir.

Olaylar, günlüğün araştırılması sırasında gelişirken Federal büro da günlüğün ait oluğu yere teslimi için harekete geçecektir.

—————————————————

Zebra Tuzağı

Merhaba ben, Mehmet Ali Hara. Bana burada sadece Al derler. İnterpol kodum (belki de şapkamın çizgili desenli kurdelesi yüzünden)

Zebra:

Paris’in ezberlediği bu geniş kenarlı Zebra desenli şapkam nedeniyle, serseri takımı bana Paris’in yaban eşeği lakabını taktı. 

Sırası gelmişken (meraklısına) söyleyeyim. Zebralar eşek familyasından değildir. Dil yetmezliği gösteren bazı ülkelerde Zebra karşılığı Yaban eşeği olarak adlandırılsa da bu yanlış bir adlandırmadır. Zebra Equidae atgiller familyasının Equus cinsinden olup, bildiğiniz gibi siyah beyaz çizili postları olan üç memeli türüne verilen ortak addır.

Paris’in sanat çevresinde iş tutmuş özel bir ajanım. Otuz yıl önce Kenya’da kahve çiftliğimizde doğdum.

Babam maceracı bir Türk pilotu. Cezayir çatışmasında Cezayirlilere cephane taşımış onları kaçırmış. Foyası meydana çıkınca da soluğu Kenya da almış. Savaş sonrasında Bombay, Nijerya Kenya Mombasa arasında Dakota’sıyla yük taşımış. Annem onu av dönüşü bir Baobap ağacının dallarında paraşütünün uçunda sallanırken bulmuş.

Hikaye malum yaralı adam ve genç kız. Sonunda Kenya’da evleniyorlar. Kenya çünkü annem İrlandalı kahve plantasyonları sahibi bir Doktorun kızı. Babası burada çok ün yapmış. Eee tabii benimde büyük Babam. 

Okuyacağınız bu maceralara gelince yazarı ben değilim. Eski bir lejyoner olan Pansiyoner sahibim Didier Balzac’ın, iş raporlarımdan çıkarıp benim ağzımdan yazdığı yaşanmış olaylar dizisi. Ona zaman zaman öyküleri abartmamasını söylememe karşılık:

“Sen onu Watson’a söyle.” deyip geçiyor. Yine de karar sizin.”

———————————–

Kuğunun Çığlığı

Sol omzunu koruluğa kırk beş derecelik eğilimle verecek olduğunda kuzey yönüne açılan düz arazi üzerinde Auschwitz 3 nolu kampın en karakteristik siluetini çizen IG Faben’nin bacalarını görecekti.

Batı ve doğu yönlerindeki kerterizler kampın gözcü kuleleriydi. Doğu yönünde köy kilisesinin çan kulesi mevki saptaması için değişmeyecek kalıcı kerterizlerdi. Vaktaki kamp yerle bir edilse bile kilise ve saat kulesinin aksında mevkii tayininde zorlanmayacak şu anda kazılmakta olan beşinci çukuru ahatlıkla bulabilecekti. Öyle ki zaman içinde kazılan çukurların üzerlerini çalılar ve benzeri bitki örtüsü kaplamış olsa bile bu alıcı doğal ve yerleşik kerterizler sayesinde hazinesini gömdüğü mevkii saptayabilecekti.

Tepeye her artık madde gömmeye gelişinde değişik gruplarla gelmişti tellerin dışına her hangi bir nedenle çıkmak bir Tanrı lütfuydu. Buraya bir kez gelen ikinci kez belki bir kere daha gelebilme şansına sahip olabiliyorsa bu bir rastlantıydı sadece. Onlar için yapabileceği bir şeyi yoktu adamın. Ona ‘doktor’ demelerinin nedeni. Bu ölüm Kampında pek çok tutsağı tedavi etmesindendi. Küçük kazalarla yaralananlar bozuk yiyeceklerden ishal ya da kanlı basur olanlar. Ateşlenenler yetersiz beslenmeden zayıf düşüp çalışırken düşüp bayılanların kurtarıcı doktoruydu o; ikinci bir ayıklama işleminde ayakta ve hayatta kalanların ne kadar doktoruysa da aslında bir tıp doktoru değil bir kimya doktoruydu.

Basım Tarihi

Basım Yeri

Baskı

Boyut

Dili

Kağıt Türü

Kapak Türü

Sayfa Sayısı

Stok Kodu

Yazar

Yayınevi

Taksit Tablosu